Okul Yolunda

 …OKUL YOLUNDA…

 

Her anne-baba için çocuğun okula başlaması heyecan verici, sevindirici ve bir o kadar kaygı yaratan bir olaydır. Çocuğun okulda rahat etmesi için eve kırtasiye araç-gereçleri alınır. Anne ve baba okulun ne kadar eğlenceli olduğunu anlatır ve eve alınan kalemlerin, defterlerin de okulda bulunduğunu anlatır ki çocuk yabancılık çekmesin ve daha hevesli olsun diye. Çoğu çocukta anne babasının bu heyecanına ortak olur ama en önemli faktör unutulur: Evde herkesin, her şeyin merkezi olan çocuk okulda herkes ile eşit olup, her şeyi paylaşmak durumundadır. Buna bağlı olarak da ilk zamanlar ebeveynleri zorlayıcı tavırlar sergileyebilirler.

 

            Okula başlamadan önce çok hevesli görünseler de bazı çocuklar için okula gitmek o kadar da kolay olmaz. Okula başladığı ilk gün, okula gitmemek için ilk önce direniş evde başlar. Pijamalarını çıkartmak istemez, kahvaltı yapsa bile her zaman 15dk da yiyen çocuk 1 saatte bitiremez olur. Kapıya yaklaşılınca ağlama nöbetleri ve kendini yerden yere atma, annenin eteğine kapanmak gibi davranışlarla anneyi ya da bakım verene karşı sert tutumlar gösterirler. Bu tip davranışlar öğretmenler ve hazır ebeveynler tarafından yadırganmaz ve tuhaf karşılanmaz. Asıl problem, günler geçmesine rağmen çocuğun gelişim sağlamaması ve ilk günkü gibi davranışlarını devam ettirmesidir. Bu durumdan ne anne, ne bakım veren, ne baba ne de öğretmen mutludur. Öte yandan, okula düzenli devam eden, uyumlu ve sınıfta başarılı olan çocukta bir gün okula karşı isteksizlik görülebilir. Okula gitmek istememe durumuna okul korkusu ya da okul reddi adı verilir.

 

Okul korkusunun, endişesinin altında ailenin hazır olmaması kadar yakın ilişkiler kurduğu kişilerle ya da annesinden ayrılma endişesi yatar. Annenin gidip bir daha gelmeyeceğini düşünebilir. Asıl büyük neden ise, bozuk aile içi iletişim ve etkileşim yatar. Bu tip aileler genelde bunaltılı, çocuğun başına bir şey geleceğine inanan ve çocuğundan ayrılamayan anne ve babalar vardır. Bu duruma bağlı olarak (aralarındaki etkileşimli negatif duygu değiş-tokuşları ile) da, çocuk aileden ayrı iken, ailenin başına kötü bir şey geleceğine inanır. Buna inanan çocuk, tek başına hareket edemeyen çocuklar yetişir. Ayrılık endişesi her geçen gün artış gösterir. Bu durumda olan çocukta zaten okula hazır değildir. Son yıllarda anksiyete bozukluklarının oluşumunda biyolojik etkenlerin rol oynadığı daha çok önem kazanmıştır.

 

Öğretmeninin çocuğa olumlu yaklaşımının önemli olduğu kadar ailenin de özellikle bakım veren kişinin (anne) hazır olması çok önemlidir. Her şeyden önce aile hazır olmalı ki çocukta hazır olsun… 

 

Mutlu ya da Mutsuz Başlangıçların buluştuğu yer daima

Mutlu Sondur...